Anasayfa Cuma, 30. Temmuz 2010
EL HALİL KALANLAR
El Halil kalanlar
El Halil Kalanlar-1 Yazdır E-posta

Kalanlar 1

El Halil

23 ekim salı

Yeşilköy hava limanı ekibimiz bir günlük çok büyük sayılabilecek kayıpla toplanıyor.

Hata 1: organizasyon eksikliği had safhada karar alınalı aylar öncesine dayanan bir eylem!

7 kişiyiz, sayın vekilimiz Dr Süleyman Gündüz(…), Doc. Dr Ethem Güneren(bu adamı sahada görmek lazım Allah nazardan saklasın Doç liğinin zekatını fazlasıyla verdi ama açık çek de verdi! duyrulur), dr Mehmet Çiftci(Ethem hocası gidiyoruz demiş nereye bile sormamış!!), Dr Hayriye Gülapoğlu(ilk kez yurt dışına çıkıyor!!! aynı zamanda Ethemin haliyle Ali Adilin yeğeni grubun tek bayan üyesi ama yüreği!!!., Bu iki hizmet erini YYD’ larına kazandıran Ethem kardeşimize ne kadar teşekkür etsek az YYD’ larının artık iki staf hekimi var!!!) ben ve kanal 7 den Yenal Göksun ve Ahmet Necmeddin Çıplak

Check in yaparken nereye ne amaçla gittiğimiz mesela sudana niçin gittiğimiz kibarca sorgulanarak Ben Gurion hava limanına iniyoruz sayın vekilimizin bu kez de himmedleriyle rahat bir giriş yapıyoruz. Aracımızla önce sayın Kudüs Büyükelçimizi ziyaret ediyoruz. Kendileri yaptığımız işin önemini belirttikten sonra bir öneride bulunuyorlar:

Eylem planı 1; Filistinli çocuklar için kol ve bacak protezi organizasyonu... Çok yararlı bir eylem olacağını belirtiyorlar.

El Halile doğru yola çıkıyoruz…

Ekibimizde Süleyman,(yazıda birinci isimlerimizi kullanacağım affola) Ahmet bey ve ben hariç Mescidi Aksayı daha önce gören yok.

Manevi donanımımızı kuşanmak, yurtdışı için uzun ve yorucu belki azda olsa riskli sayılacak bir saha çalışması için enerjiye ihtiyacımız olur diye Süleyman şoförümüze kısa bir Haremi Şerif ziyareti için zeytin dağına yönelmesini söylüyor… Zeytin dağı Tur dağı…, Mescidi Aksa… Kubbedüs Sahra….

Haremi şerifin bulunduğu topraklara bizleri ulaştıran rabbimize hamd olsun.

Yeryüzü dr’u olmak pek de güzel bir şey!!!!! Hem de ne ayrıcalığı olan bir şey… giden bilir!

Maalesef hasta görme imkanı bulamadan geçirilen kayıp ikinci günümüzde hastahane yetkilileri ile görüşmelerimizi yaparak ertesi günün hazırlığını yapıyoruz

24 ekim

Hastahaneye ulaşıyor. Hebron Hospital devlet hastanesi eski ve yeni iki bölümden oluşuyor yeni bina oldukca iyi görünümde ancak halen hizmet ağırlıklı olarak eski binada görülüyor oldukça kötü sayılacak düzeyde. Süleymanın deyimiyle El Ceneyna Hastanesinden biraz iyice!!! Uzun tanışma ve görüşmelerden sonra bize ayrılan polikliniğimize yerleşip bayrak ve afişlerimizi asarak hastalarımızı görmeye başlıyoruz.

Hata 2: bir İngilizce broşürümüz bile yok, ATLET(!)lerimiz fena değil..

İlk gün 80 hasta muayene ederek(normal poliklinik hastası değil, ameliyat endikasyonu olan hastalar ağırlıklı olgular yarık damak-dudak ve yanık sekeli) ameliyat programımızı günlerimizin sınırlı olması nedeniyle çok seçici davranarak yapıyor, bir yandan da ağır olmayan olgulardan dördünün ameliyatını gerçekleştiriyoruz. Saat 15 00 gibi hastaneden çıkıp eski şehre doğru yürüyüşe geciyoruz Süleyman abi bizlere dağlara bakmamızı sürekli söylüyor burada her dağda mutlaka bir peygamberin ayak izi var peygamberler diyarı bir belde insan eziliyor eziliyor da eziliyor… zaten ilk gelişimde savaş dönemi uzun süre kendime gelememiştim!!….

Halil İbrahim camiine doğru yaklaştıkça şehrin sakin sükunetli hali yavaş yavaş ürpertili ve tedirgin bir hale bırakıyor… bir yanda boşalttırılmış ev ve dükkanlar, bir yanda tel örgüyle çevrili Yahudi yerleşim yerleri, askerleri arasından bariyerlerden, check pointten gecerek cami önündeki İsrail askerlerinin denetimindeki Halil İbrahim camii önündeki kontrol noktasına geliyoruz… buranın ilginç bir statüsü var… görmek lazım…

Kapıların kapanmasına 5 dakika var. Türkiyeden geldiğimizi söyleyerek çok kısa olması şartıyla izin alıyoruz, şaşılacak bir şekilde fotoğraf makinalarımıza izin veriliyor…

Müthiş bir mekan… önce Hz Sare validemiz karşılıyor… içeri camiye giriyorsunuz Ortada Hz İshak ve mübarek eşleri… sağa dönüyorsunuz Hz İbrahim Rabbimizin onu dost edindiğini bildirdiği İbrahim… ve içerde ulaşılamayan bölümde Hz Yakup, Hz İsmail…ve dışarıda … askerler..

Peygamberler, bizim peygamberlerimiz…

Yaklaşık 3000 yıllık bu kutsal mekanın anlatılması mümkün değil… ikindi namazlarımızı kılıyoruz….

Süleyman kalsak diye temennide bulunuyor… duası kısmen kabul oluyor çıkışta kapıların üzerimize kapandığını görüyoruz… burada yaşananları yakinen yaşamak nasip oldu.. sevinerek geri dönüyor… şükrediyoruz.. kutlu peygamber ve eşlerinin bulunduğu bu mübarek mekanda zorunlu ikametle şereflendirildik… bu da herkese nasip olmaz! Ethem Ali Adil çatlasın diyor… arkadaşlarda en ufak bir tereddüt ve moral bozukluğu yok.Bir süre sonra serbest bırakılıyoruz.

Prof Dr Harun Cansız

ikinci mektup (El- halil Kalanlar-2)
El Halil Kalanlar-2 Yazdır E-posta
Kalanlara 2
*****************

25 ekim Perşembe
Ekibimizden kanal 7 kameramanı Necmettin Çıplakın babasının ölüm haberiyle üzülüyor çok erkenden kalkıp arkadaşları havaalanına uğurluyoruz… Allah rahmet eylesin…
Sabah hastalar görüyoruz 80 hastaya çıkmışız 50 ameliyat hedefliyoruz .. henüz acemiliğimiz var bir masa kullanabiliyoruz bütün olumsuzluklara rağmen 4 hasta ameliyat ediyoruz, saat ikiye doğru zorla son hastayı ameliyata aldırabiliyoruz; anestezi bloğu!!.
Hasta çok ama bizim bu şartlarda hastalara yetişmemiz anlaşılan çok zor olacak!!!!!!
15 00’ten sonra özel hastanelerde ameliyat yapma imkanını araştırıyoruz…yine izin verilmiyor bu durumda çok seçici davranmalıyız..
Akşam önce Dr Halit evine yemeğe davet ediyor, sonra Stone cafeye takılıyoruz. Süleyman’ın sıcak muhabbeti ile cafe’dekilerle canciğer oluyoruz saat 24 00’te bize fenafil ziyafeti çekiyorlar, Türkçe bilen ODTÜ mezunu bir arkadaş masamıza getiriyorlar, sonra da kendi arabaları ile otelimize bırakıyorlar. Akşamları mekanımız burası!!!
ve Cuma ekim 26: tatil.
Rabbim müthiş bir güne başlamamızı lutfediyor… sabah erken hastaneye uğrayı vizit ve ayak üstü 8 hata görüyoruz
ve Kudüs’e doğru yola çıkıyoruz..
Kudüs ey Kudüs…
‘gökte inşa edilip yerde kurulan şehir’
……
Gelmeyen/gelemeyenler çatlasın
Burada yaşadıklarımızı anlatabilmek mümkün değil…. Yaşamak lazım!!!
Şam kapısından girince çepeçevre sarıyor zaman bizi, bu aynı anda 4000 yıl öncesini, aynı anda Hz İsanın 7 kez sendeleyerek geçtiği yoldan geçmek demek ve aynı anda Osmanlıyı hissetmek ve aynı anda bugünü yaşamak demek, kısaca bizim adımız Kudüs bundan sonra..
İsrail askerlerinin kontrolünden geçerek!! Cuma namazını kılacağımız Mescid-i Aksa’ya giriyoruz. Allahım Sana şükürler olsun namazı içerde kılmak  ne lütuf..
Kubbedüs Sahrada Sırtınızı Allah resulünün miraca yükseldiği Muallak taşına dayıyor namaza duruyorsunuz…. Hemen karşınızda Mescid-i Aksa…. Ve onun da ötesinde kıbleniz Kabe-i Muazzama… böyle bir mekanda namaza duruşun tarifi mümkün olabilirmi…
İşte yeryüzü dr’u olmak böyle bir şey……
Süleyman bize burada sürekli dağlara bakmamızı söylüyor… her dağda mutlaka bir peygamber izinin var olduğu bilinciyle…
Biraz ötemizde Burak Duvarı(artık ağlama duvarı!!!!), Allah Resulünün İsra sonrası Burak’ı bırakıp, Mescid-i Aksaya gittiği mekan….
Bütün peygamberlere namaz kıldırdığı …
Mescid-i Aksa penceresinden karşıya bakıyorsunuz… Mukabber dağı…Hz Ömer’in yardımcısıyla tek bir deveyi dönüşümlü binerek Kudüs’ü teslim almağa gelirken şehri seyreylediği dağ…,
Cemal paşanın 1918’de Kudüs’ü henüz terk etmeden karargahını beklettiği Zeytin dağı…
Ya Viva Dolerasadan Golgotaya Kıyamet Kilisesine çıkarken sendelelememek, tökezlememek mümkün mü?..
‘’İsa Golgotaya çıkarken tökezlemeden önce,
önü sıra sendeleyip ayağı burkulan bendim,
yar idim dulda saydı beni açmak isteyen konca,
dert oldum Hıraya beni Teskine geldi efendim’’

Ey Kudüs! Seni anlatmak mümkün değil… Yaşamak!…
Yaşayabilmek..
Ve el Halile dönüş..
Sana yine döneceğiz ey Kudüs… dönmemesince…
Harun, Ethem, Mehmet, ve Hayriye ve dahi Süleyman