Anasayfa Gönüllü İzlenimleri El Halil Kalanlar-2 (Dr Harun Cansız) Cuma, 30. Temmuz 2010
El Halil Kalanlar-2 (Dr Harun Cansız) PDF Yazdır
El Halil Kalanlar-2 Yazdır E-posta
Kalanlara 2

25 ekim 2007 Perşembe
Ekibimizden kanal 7 kameramanı Necmettin Çıplakın babasının ölüm haberiyle üzülüyor çok erkenden kalkıp arkadaşları havaalanına uğurluyoruz… Allah rahmet eylesin…
Sabah hastalar görüyoruz 80 hastaya çıkmışız 50 ameliyat hedefliyoruz .. henüz acemiliğimiz var bir masa kullanabiliyoruz bütün olumsuzluklara rağmen 4 hasta ameliyat ediyoruz, saat ikiye doğru zorla son hastayı ameliyata aldırabiliyoruz; anestezi bloğu!!.
Hasta çok ama bizim bu şartlarda hastalara yetişmemiz anlaşılan çok zor olacak!!!!!!
15 00’ten sonra özel hastanelerde ameliyat yapma imkanını araştırıyoruz…yine izin verilmiyor bu durumda çok seçici davranmalıyız..
Akşam önce Dr Halit evine yemeğe davet ediyor, sonra Stone cafeye takılıyoruz. Süleyman’ın sıcak muhabbeti ile cafe’dekilerle canciğer oluyoruz saat 24 00’te bize fenafil ziyafeti çekiyorlar, Türkçe bilen ODTÜ mezunu bir arkadaş masamıza getiriyorlar, sonra da kendi arabaları ile otelimize bırakıyorlar. Akşamları mekanımız burası!!!
ve Cuma ekim 26: tatil.
Rabbim müthiş bir güne başlamamızı lutfediyor… sabah erken hastaneye uğrayı vizit ve ayak üstü 8 hata görüyoruz
ve Kudüs’e doğru yola çıkıyoruz..
Kudüs ey Kudüs…
‘gökte inşa edilip yerde kurulan şehir’
……
 Gelmeyen/gelemeyenler çatlasın
Burada yaşadıklarımızı anlatabilmek mümkün değil…. Yaşamak lazım!!!
Şam kapısından girince çepeçevre sarıyor zaman bizi, bu aynı anda 4000 yıl öncesini, aynı anda Hz İsanın 7 kez sendeleyerek geçtiği yoldan geçmek demek ve aynı anda Osmanlıyı hissetmek ve aynı anda bugünü yaşamak demek, kısaca bizim adımız Kudüs bundan sonra..
İsrail askerlerinin kontrolünden geçerek!! Cuma namazını kılacağımız Mescid-i Aksa’ya giriyoruz. Allahım Sana şükürler olsun namazı içerde kılmak  ne lütuf..
Kubbedüs Sahrada Sırtınızı Allah resulünün miraca yükseldiği Muallak taşına dayıyor namaza duruyorsunuz…. Hemen karşınızda Mescid-i Aksa…. Ve onun da ötesinde kıbleniz Kabe-i Muazzama… böyle bir mekanda namaza duruşun tarifi mümkün olabilirmi…
İşte yeryüzü dr’u olmak böyle bir şey……
Süleyman bize burada sürekli dağlara bakmamızı söylüyor… her dağda mutlaka bir peygamber izinin var olduğu bilinciyle…
Biraz ötemizde Burak Duvarı(artık ağlama duvarı!!!!), Allah Resulünün İsra sonrası Burak’ı bırakıp, Mescid-i Aksaya gittiği mekan….
Bütün peygamberlere namaz kıldırdığı …
Mescid-i Aksa penceresinden karşıya bakıyorsunuz… Mukabber dağı…Hz Ömer’in yardımcısıyla tek bir deveyi dönüşümlü binerek Kudüs’ü teslim almağa gelirken şehri seyreylediği dağ…,
Cemal paşanın 1918’de Kudüs’ü henüz terk etmeden karargahını beklettiği Zeytin dağı…
Ya Viva Dolerasadan Golgotaya Kıyamet Kilisesine çıkarken sendelelememek, tökezlememek mümkün mü?..
‘’İsa Golgotaya çıkarken tökezlemeden önce,
önü sıra sendeleyip ayağı burkulan bendim,
yar idim dulda saydı beni açmak isteyen konca,
dert oldum Hıraya beni Teskine geldi efendim’’

Ey Kudüs! Seni anlatmak mümkün değil… Yaşamak!…
Yaşayabilmek..
Ve el Halile dönüş..
Sana yine döneceğiz ey Kudüs… dönmemesince…
Harun, Ethem, Mehmet, ve Hayriye ve dahi Süleyman