|
Yeniden Nijer’deydik çok şükür. Hepimiz bir parça ordayız aslında, çünkü bir yanımız onlarla kaldı. Vermeyi bilen, karanlığa ışık olan, düşenin elinden tutabilen yanımız orda kaldı. Şefkatimizi de yanımıza alıp kendi dünyamıza geri döndük yeniden. Her şeyi olan ama hiçbir şeyi yokmuş gibi davranan yanlarımızla yeniden döndük küçük hayatımıza. Şimdi sorgulamak zamanı kendimizi, nasıl yaşıyoruz, daha fazla ne yapabiliriz, bu güneş bizim, bu ay bizim, bu yeryüzü bizim. Onların da değil mi aynı zamanda? Bizler sıcacık evlerimizde huzur içinde yatarken onlar kumun ortasında yanmaktalar. Hepimize bahşedilmiş bu kocaman yeryüzünü onlara da yaşanılır kılmak için neler yapmalıyız. Yaptığımız hizmetleri kalıcı kılarsak gözümüz arkada kalmaz. Öncelikle bunları düşünmeli bir yol haritası çizmeliyiz. Elimizde bir poşet şekerle, o tatlı masum yüzlü çocukların deyimiyle; bonbon dağıtarak bir şey yapamayız. Anlık sevinçlerle sadece kendimizi kandırıyoruz aslında. Küçük siyah bir el, beyaz bir ele avuç açıyor ve içine bonbon koyuyoruz. Bu beklide bizim kendi nefsimizin bir kandırmacası. Vererek mutlu olup egolarımızı tatmin ediyoruz belki de. Ama bir yere kadar hepsi. Verdik geldik ya şimdi, hayat orda öylece bıraktığımız gibi devam ediyor. Şekerler tükendi elbiseler yırtıldı. Paylaştık yardım ettik, hissettik, yalnız olmadıklarını gösterdik. Bizi bulan hastayı ameliyat ettik ya yarın gelen, sonra gelen onlar n’olucak şimdi? Kim tutacak ellerinden kim ışık olacak karanlığa?
Şimdi başlıyor asıl mesele.Afrika’da daha neler yapmalıyız,neler bırakmalıyız.Geleceğin ümitleri olan çocukların oturacak bir sıraları bile yok,hatta bir sınıfları bile.Ya hastane adına yapılan o zifiri karanlık,kuytu odalarda yatan çocuklar anneler babalar , onlar n’olucak şimdi?Çaresizce kuru bir yatakta ölümü beklemek nedir bilebilir miyiz?Yatarak ölmeyi beklemek!! Bunu hangimiz hayal edebiliriz, oralarda çok sıradan bu. Kader adeta başka seçenek yok! Vücudunda açılan bir delikten gaitaların öylece akmasını seyreden bir çocuğu hayal edebilir misiniz? Ya onun başında bekleyen çaresiz annenin gözündeki ümitsiz bakış, teslimiyet, canından bir parçanın günden güne eriyip gitmesi anlayabilir miyiz bu kadarını.
Bir hastane, bir okul neleri değiştirmez bir düşünsenize. Sağlıklı nesiller üreten beyinler var etmez mi bir memleketi.Öyleyse öncelik insan yetiştirmekten geçecek belki de.Acil ihtiyaçlara sonuna kadar yardım edip,çözüm bulmanın yanında sağlıklı bir yaşamı nasıl devamlı kılabiliriz bunu planlamalıyız hayata geçirmeliyiz.Ayakta kalabilen her toplum büyük bedeller ödemiştir.Yıllarca sömürülen uyutulan, üstü örtülen Afrikalıyı bizler silkelemeli uyandırmalıyız. Artık bebekler ölmesin, yeni anne olan kadınlar bebeklerine sarılabilsin diye insanlık adına bir şeyler yapabiliriz. Ancak o zaman insanlığımızın hakkını verebiliriz.
Gittim, gördüm, hissettim paylaştım. Dokundum ben o acıya. Tüm yaşadıklarım gerçekti. Ölümü bekleyen o küçük kız çocuğu gerçekti! Doğum yapmayı başaran ama yaşamayı başaramayan, yavrusunu emziremeyen anne gerçekti. Gerçeğin ta kendisiydi hem de. Bütün bu trajediyi kendi süslü hayatımızın neresine koyabiliriz, sıcak çorbamızı nasıl gülümseyerek içebiliriz. Bütün bunların altında eziliyorum şimdi. Aklım almıyor bu yalnızlığı. Kendi hayatlarında acıyla yoksullukla hastalıklarla cehaletle yalnız bırakılmış kocaman bir toplum. Tüm bu gördüklerimin altında kaldım, ezildim, utandım insanlığımdan. Ve şimdi ümit etmek istiyorum, duygularımı paylaşıp çözümleri yaşamak, çareleri görmek istiyorum. Herkes bilsin istiyorum; şimdi çok uzaklarda bir bebek ağlıyor, ölüyor. Bunları düşünüp herkesin huzuru kaçsın istiyorum. Bir kıpırdanma olur belki ve bizler daha çok yardım edebiliriz diye hayal etmek istiyorum. Bir şeyler değişsin istiyorum. Aslında naçizane düşünüp duruyorum sadece. Ve sesleniyorum; yeryüzü hepimizin ve herkesin sağlıklı mutlu yaşamaya hakkı var. Bu şansı yakalamış insanların bundan bihaber olanlara da yaşanılır kılmak gibi bir görevleri olduğunu anlatmak istiyorum. Şimdi hep beraber düşünelim ve elimizi taşın altına koyalım. Hadi Afrika için bir şeyler yapalım. Size minnettarlıkla bakan, teşekkür eden bir çift sürmeli göz! Bunu yaşamak ne kadar güzel bilir misiniz? Bu her şeye değer. Siz de yaşayın, yaşatın, ne dersiniz!!!
Hemş. Sabire Yılmaz
|