Anasayfa Gönüllü İzlenimleri Dr. Murtaza Yetiş' in Nijer Günlüğü Cuma, 30. Temmuz 2010
Dr. Murtaza Yetiş' in Nijer Günlüğü PDF Yazdır
Afrika ; sıcak bir nefes …

3 mayıs 2007 Perşembe ,

 

Kısacık ömre bir şeyler sıkıştırma endişesi, daracık dünyanın ağırlığından kurtulma arayışı… Hafsalam genişlemeli, günlük yaşantı, gündelik ilişkiler, kısacık hevesler, olan biteni sadece kendi merkezli görme alışkanlığı çok ağırlaştırıyor havayı. Yaratıcının sonsuz kudret sahibi olduğunu aynel yakin anlamalı. Hemcinslerini, kudret kardeşlerini ! bilme, tanıma, onlarla paylaşma, onları anlama ve yakınlaşma gereği.

Deniz Feneri’nin / Yeryüzü Doktorları’nın Afrika sağlık programı çerçevesinde yaptığı daveti bu düşüncelerle karşiladım. Yaklaşik 2 yıldan beri yürütülen Afrika çalismasinin Nijer ayağında buradaki sağlık kuruluşlarıyla ilk temaslar kurulmuş, ülkenin (zaten oldukça ilkel olan başkentine göre) çok kırsal sayılabilecek bir bölgesinde kurulan ve yaklaşık 1 milyon nüfusa hizmet eden bir sağlık merkezi kurulmuş. Burada 10 gün süreyle sağlık taraması yapacak, yanı sıra halkın sosyokültürel dokusunu da inceleyerek sağlık ve sosyal boyutlu çalışmalar için öneriler oluşturacağız.

Ekipte dâhiliye, genel cerrahi, intaniye ve çocuk hastalıklarından birer uzman hekim ile rehberimiz, elimiz ayağımız ve tabii ‘dilimiz’ Selim var. Müslüman toplumların ne kadar yabancılaştığının en acınası göstergesi, anlaşabilmek için kendi kültür-tarih ve coğrafya dünyalarına ait olmayan bunun da ötesinde sömürgeci anlayışla gelmiş yerleşmiş olan yabancı kültürlerin diliyle –Fransızca ya da İngilizce ile- anlaşmaya çalismalari olsa gerek. Evet, Türkçe bilmeniz hatta yer yer Arapça bilmeniz yeterli olmazken Fransızca ile tüm Afrika’yı rahatlıkla dolaşabiliyorsunuz.

Bir de şunu görüyorsunuz; sanki sömürgeciler dünyayı farklı kamplara bölmüşler. Dünya her sömürgeci ülkeye göre farklı algılanıyor. Fransa ülkemizde Avrupa ülkelerinden biri, biraz ön sıralarda olmakla beraber belki Osmanlı’da olduğunun da gerisinde algılanan bir ülke. Sömürgeciliği ise tarihi bir vakıa olarak bilinir, ancak güncel olmadığını zannedersiniz. Oysa Nijere ulaşmak için ilk durağımız olan Fas’a uçmaya başlarken dahi bir Fransız baskınlığını hissediyorsunuz. Bizde Türkçe ve İngilizce yapılan anonslar artık Arapça ve Fransızcaya bırakıyor kendini. Günlük kullanımda aklınıza gelebilecek her şey Fransız ürünü. İçtiğimiz su ve yediğimiz ekmek dahi Fransız mamulü. Doğrusu bizim çingeneler ve roman vatandaşlarımıza özgü olan sırtındaki bebeğini kucağındaki diğer bebekle tamamlayan insanların birbirlerine mösyö, madam diye hitap etmeleri çok ironik geldi. Tabii tüm haber bültenlerinin Fransızca olması ise sıradan. Bütün tabelalar, işyeri isimleri, trafik işaretleri hepsi, her şey Fransızca. Küçücük yavrular bile ‘bonjour’ diyerek karşilıyor sizi.

Fas’a yaklaşık 4 saatlik uçak yolculuğundan sonra ulaştık. Kazablanka, bizim Adana büyüklüğünde bir şehir. Buradaki 3 saatlik bekleyişten sonra bindiğimiz uçakla 3 saatlik yolculuğun ardından Nijer’e indik. İnmemizle beraber sabahın 5 inde 35ºlik sıcak ve ağır kokulu havayı içimize çektik.

Adıyaman havaalanından birazcık büyük bir başkent havaalanı… Klasik Afrika düzeni hemen kendini gösteriyor; adım başi kimlik kontrolü, tüm valizlerin açılarak aranması. Getirdiğimiz ilaç kolileri de Afrika düzenine takıldı! Etrafımızı saran portör!(taşıyıcı)lar ve 1 dolar için eşya taşıma kavgası…

Bizi Hamid karşıladı, Nijer’li, güler yüzlü, selamünaleyküm edalı…

Deniz Fenerinin misafirhanesine doğru yola çiktik. Misafirhane dediysem yanlış anlaşilmasın bizim bahçe duvarlı, kerpiçten yapılmış 30-40 yıllık evlerimiz olur ya işte öyle bir ev. Ama ne hoş; ay burada da nurunu yansıtıyor, dolunay evin bahçesine bakıyor. Okunan ezanlar ise, Afrika’nın hala bizim olduğunu söylüyor; biz Afrikalıyız, Afrika (hala) bizim…
4 Mayıs Cuma…

 
Uzun bir yolculuğun yorgunluğunu 5 saatlik uykuyla atıyoruz. Bugün Cuma, Nijerli Müslümanları daha yakından tanıyacağız. Ayrıca çesitli sağlık kuruluşları ile ülkemizden buralara kadar gelip eğitim alanında hizmet veren kardeşlerimizi görmeyi planlıyoruz. Cuma için gerekli hazırlıkları tamamladıktan sonra kendimizi oldukça sıcak bir hava ile ‘kum yollar’a bıraktık. Ana güzergâhlar dışında yollar kumlarla kaplı. Sıcakla birlikte etrafın olanca kirliliği canımızı sıkıyor. Yol boyunca sağlı sollu yerleşmiş en iyisi kerpiçten ama genelde birkaç kalas ile kurutulmuş çalı çirpidan yapılma derme çatma evler ve dükkânlar sıralı. İnsanlar bütün bu can sıkıcı görüntülerin aksine cana yakın, güler yüzlü ve dudaklarından Allahın selamı dökülen beyaz yüzlüleri görmekten dolayı şaşkın ve sevinçli. Bölgeye has birçok yiyecek yol kenarlarında satılıyor. En ilginci ise pişmiş çekirge galiba.

İmam Malik Camii beklediğimizden daha büyük, mimari olarak ise el emeği verildiğini hissettiriyor. Halk hemen tümüyle Cuma’da. Evet, kadınlar dahil. Bizimkiler tartışadursunlar Nijer’de kadınlar aktif olarak Cuma namazına katılıyorlar. Sadece dini konular değil birçok alanda kadınları hayatın içinde gördük. Araba kullanan, motorsiklet kullanan, sokakta yol kenarlarında çesitli gıda, el işi malzeme satan kadınlar yanı sıra hekim ya da öğretmen olarak topluma öncülük eden kadınlar görmek sevindirici.

Herkesin ortak düşüncesini aktaralım; halkın ekseriyeti beş vakit namaz kılıyor. Namazın hayatın tam da merkezinde olduğunu burada rahatlıkla müşahade edebiliyorsunuz. Gecenin karanlığına bürünmüş sokaklarda yatsı namazını kılmak üzere mahalle mescidlerini dolduran kalabalığın çikardigi dua sesleri buna en büyük delil. Alimlere çok değer veriliyor. Sıradan eğitimsiz bir insanın dahi Arapçayı rahat konuşup okunan ayetin hangi sureye ait olduğunu bilmesi nadir değil burada. İkindi vakitleri Kur’an ögrenimine ayrılmış, Cuma ve Pazar günleri ise yaklaşik 4 saat süren ve gece 01.00 lere kadar uzayan geniş katılımlı sohbetler yapılıyor.

Halkın hemen tamamının Müslüman oluşu ve diğer Afrika ülkelerinin aksine burada kabile anlayışının hormonlu ! olmaması nedeniyle değil iç savaş, toplumsal gerilimden bile söz etmek mümkün değil. Ülkede uygulanan Fransız laikliği ise dini alana gerçek bir saygıyı -hatta umursamazlığı- yansıtıyor, yönetici sınıfın ideolojik duruş sergilememesi bu alanda da herhangi bir sıkıntı oluşmasını önlüyor. Halkın her türlü dini inanışını yaşaması mümkün iken resmi kamu kurumlarında da dini motifler sorun oluşturmuyor.

Nijer’de geleneğin, eğitimsizliğin getirdiği birçok sağlık sorunundan biri olan rekto/vezikovaginal fistül ciddi düzeyde. Bu soruna yönelik olarak kurulan çesitli kuruluşlar var. Her ay yaklaşık 1000 kadının bu sorunla tanıştığı söyleniyor. Diğer yandan ülkede sadece 4 adet (evet, 4 adet) kadın – doğumcu fistül ameliyatı yapıyor (Ayda ortalama 100 adet). Bu kadınlar için sosyal hayat bitme noktasına geliyor, eşleri boşanıyor, koktukları için ticari taksiler dahi araçlarına almıyorlar. Yeryüzü Doktorları daha çok hastaya ulaşmak için yerel bir kuruluşla finansmanını karşılamak üzere protokol imzaladı. Bu çalismanin sürecini inceledik, ayrıca geliştirici mahiyette neler yapılabileceğini konuştuk.

Öncelikle çok kötü beslenme koşullarının etkilerini azaltmak üzere kendilerine ayrılan finansman kullanılarak hastaların beslenmelerinin arttırılması hedefleniyor. Yanı sıra genel temizlik düzeyini arttırmak için hastalara sabun yapımı ögretiliyor, çesitli el işi meslek dalları da ögretilerek geçim sorunlarına çözüm yolları sunuluyor. Yani sağlık sorunu sosyal boyutla birlikte ele alınıyor. Ameliyatın ardından psikolojik destekle birlikte mesane rehabilitasyonu sağlanıyor.

Ülkenin en büyük hastanesine doğru gidiyoruz. Hastane kapısında bizi askerler karşilıyor. Dağınık yerleşimli, genellikle tek katlı birçok binadan oluşan hastane 500 yataklı. Ortak avluya bakan ve bu avluyu çevrelemis çesitli koğuşlardan oluşan hasta servislerinde onlarca hasta bir arada kalıyor. Daha çok bir afetin ardından çabucak ve özensizce oluşturulmuş sahra hastanesi görünümünde. Hastalar gerçek anlamda perişan. Hasta yakınları, hatta bazı bölümlerde hastaların bizzat kendileri avluya kurulmuş yer sergilerinde yatıyor. Bizim bazı camilerimizde gördüğümüz türden çesmeler, burada hastanenin çesitli yerlerine yapılmış, banyo ve giysi yıkanılması için hastalara gösterilen kolaylık!

Başhekim ve diğer hekimlerle tanıştıktan sonra kendilerine nasıl katkılar yapabileceğimize dair istişarelerde bulunduk. Başlıklar halinde hekim eğitimi, fistül ameliyatları için ekip hazırlanması, Türkiye’ye hekim getirilmesi gibi konular konuşuldu.
Günün yorgunluğunu çöl ortasında vaha kabilinden yürekleri serinleten Bedr Koleji’nde attık. Yarın Maradi’ye doğru yola çikacagiz…